haberin yok zamanın üstünü nasıl hoyratça örttüğünden benimse bir halı gibi içimi ezdiğinden haberin yok epeyce eksildiğimizden yalnız uğurlarken değildi bir başınalığımız sonrasında da gidenin vakti kalmayana dokunmadı taksit taksit terk edildik sen hep bilirdin zaten insan soyunun güvenilmezliğini ve bu yüzden her yokuşta her kapı eşiğinde dört yol ağzında karşılardın beni kuşatırdın zarifçe etrafımızı başımı nereye çevirsem orada olurdu gözlerin ve kazayakların fakat şimdi