“Zamanın Ağırlığı Metaforu”, günlerin saat değil bir yük gibi aktığı anlarda insanın görünmeyen iç iklimini ve varoluş sancısını anlatır: anlamın azaldığı, soruların çoğaldığı, sabrın sınandığı yer. “Kendini bil” çağrısıyla öfke ve umutsuzluğun köklerini yoklar; Sartre’la başkalarının bakışını, Stoacılıkla kontrol alanına dönmeyi, Camus’yle “neden” sorusunu, Rilke ve Yunus Emre’yle iç çatışmayı okur. Yazmak, kaçış değil yüzleşmedir; tutunamayanlar için anlam küçük eylemlerle